Sıklıkla Kullandığımız Psikolojik Savunma Mekanizmaları


Sigmund Freud’un psikolojiye yaptığı en önemli katkılardan biri de savunma mekanizmalarıdır. Okudukça kendi hayatınızdan izler bulacağınız savunma mekanizmaları, kişinin genellikle bilinçsiz bir şekilde, özgüvenine zarar veren ya da kaygıya sebep olan durumlardan kendisini korumak için uygulamaya koyduğu davranış modellerine işaret ediyor.
Savunma mekanizmaları, kullanmaktan kaçınmamız gereken veya hastalıklı bulduğumuz davranış modelleri kesinlikle değildir. Özellikle zorlandığımız durumlarda bunlara başvurmamız son derece olağandır. Konuyu sıkıntılı yapan asıl kısım bu mekanizmaların oldukça yoğun kullanılması ve gerçekleri yanlış değerlendirmemize neden olmasıdır.
Şimdi sıklıkla kullandığımız, fakat çoğunlukla fark etmediğimiz bu 12 savunma mekanizmasına birlikte göz atalım. Onların farkında olmak bizi güçlendirir.

Bastırma (Repression)

Yapmaktan hoşlanmadığınız ve her nasılsa (!) unuttuğunuz tüm o işleri düşünün. Faturayı ödemek, bir arkadaşınızı aramak, bir randevuyu unutmak… Freud’a göre bilinçsizce bu işleri unutur, onlardan kaçınır ve iyilik halimizi sürdürmek isteriz.

Yön Değiştirme (Displacement)

Bir duruma karşı vereceğiniz tepkilerin tamamen bir başka kişiye veya nesneye yönlendirilmesi durumudur. İş yerinizde yaşadığınız bir çatışmada sessiz kalıp bu çatışmayı bir arkadaşınıza yöneltmek bunun en sık karşılaşılan örneklerindendir.

Karşıt Tepki (Reaction Formation)

Hissedilenin tam aksi davranma eğilimi, Freud’un sıklıkla üzerinde durduğu ve diğer teorilerinde de yer verdiği bir tutum. Mesela karanlıktan çok korkan bir çocuk bu özelliğini sergilemek yerine ne kadar korkusuz olduğunu etrafına kanıtlayacak farklı eylemlere girişebilir; karanlıktan korktuğunu açıkça reddeder ve kendini kanıtlamak için korkusuzca davranışlar sergiler.

Yadsıma (Denial)

Varolan duygu ve düşünceleri yok saymaktır. Yıllar süren bir romantik ilişki bittiğinde “O kaybeder, ben böyle mutluyum!” diyen arkadaşımızı hepimiz tanıyoruz.

Mantığa Bürüme (Rationalization)

Yaşanan bir olayı, gerçektekinden farklı sebeplere bağlayarak kişinin kendini rahatlatmaya çalışması olarak özetlenebilir. Kaldığınız bir dersteki düşük notlarınızı, “Hoca bana taktı” diyerek haklı göstermeye çalıştığınız lise yıllarınızdan tanıdık gelebilir size. “Evet, ben bu derse hiç çalışmamıştım ama hoca bana taktı. Çalışsam da geçemezdim.”

Yansıtma (Projection)

Kişinin kendisinde de olan bir niyeti, dürtüyü ya da düşünceyi; başkalarında olduğundan dem vurarak aktarması, bir nevi içindekileri çevresindekilere yansıtmasıdır. Esasen karmaşık ve önemli bir savunma mekanizmasıdır. Özellikle çocukların yaşadıkları olumsuz deneyimleri oyunlarına aktardıklarını gözlemleyebilirsiniz.

Yüceltme (Sublimation)

Kabul edilemez veya hoşa gitmeyen bir duyguyu sosyal yarar sağlayan bir eyleme dönüştürmektir. Fiziksel şiddetten hoşlanan birinin dövüş sporlarına yönelmesi gibi.

Telafi (Compensation)

Bir alanda kendinizi eksik bulduğunuzda, bunu bir başkasında başarılı olarak telafi etmeye çalıştığınız zamanların hepsinde, aslında bilinçsiz bir şekilde kendinizi, ya da Freud’un deyimiyle, egonuzu korumaya çalışıyorsunuz aslında. Güzel görünmüyor olabilirim ama zekiyim!

Gerileme (Regression)

Başa çıkmakta zorlandığınız durumlarda kendimizi daha huzurlu hissettiğiniz daha erken yaş özelliklerini sergilemeniz durumudur. Zor bir durumda kalan kişinin çocuksu ve hatta bebeksi bir tavra bürünmesidir.

Bedenselleştirme (Somatization)

Psikolojik şikayetlerin bedensel şikayetler olarak kendisini göstermesi durumudur. Psikolojik sorun giderildiğinde bedensel sorunlar ortadan kalkacaktır.

İçselleştirme (Identification/İntrojection)

Onaylanma ihtiyacından ileri gelen bu davranış modelinde; kişi, gerçekten benimsemese bile içerisinde bulunduğu topluluk tarafından kabul gören değerleri kabul eder.
Bu din, millet, politik görüş gibi daha genel örnekleri kapsayabileceği gibi; bireyin, hiçbir kişisel sebebi olmasa dahi çevresindekilerin düşünceleri doğrultusunda bir başkası hakkında negatif duygular beslemesini de içine alır.

Değersizleştirme (Devaluation)

Kişinin sahip olamadığı bir oluşu ya da nesneyi değersiz oalrak addetmesidir. Maddi sıkıntıları olan birinin paranın önemsizliğinden dem vurması ya da kariyerinde istediği atılımı gerçekleştirememiş kişinin önemli olanın bu tarz idealler olmadığına kanaat getirmesidir.
Soru ve görüşlerinizi yorum kısmına yazarak katkıda bulunabilirsiniz!

Bir yorum yap